İlk takım antrenmanı için Hasan Hoca’dan mesaj geliyor:
“Olağanüstü şeyler oluyor, bugünde yeni geçtiğimiz havuzun balonu inmiş. Yarın sabah antrenmanlar iptal oldu, tekrar bilgilendireceğim.”
Oysa Gourock Havuzu’nda balon yok. Yüzene bakıp ne tasasız adam diyorum. Sanki tek gayesi sağ tarafta duran şezlonga kadar yüzmek. Korkutucu bir hava, yeşile çalan bir deniz. Söylesene Ian Galt, senin hiç mi derdin yok allah aşkına?

Fotoğraf bize söylemese de bu adamın bir derdi var. Şezlongun az ilerisinde koltuk değnekleri duruyor. Birkaç ay önce geçirdiği trafik kazasından sonra ilk defa yüzüyor. Sudaki her ilerleyişinde yüzme yeteneğini kaybetmediğine mutlu oluyor.
O sırada fotoğrafa bakan Damon Albarn, Dante’nin İlahi Komedyası’ndaki üç krallığı görüyor. Karanlıkta dağlar, arka planda hırçın bir deniz, ön planda yalnızlığın verdiği huzurla yüzen bir yüzücü.
Bize bunları düşündüren Martin Parr ise o ana şahit olabilmemiz için bu absürt sahneyi belki günlerce bekliyor. Sayesinde İskoçya’nın sıkıcı gündelik hayatınının yarısını parlak diğer yarısını kasvetli olarak görebiliyoruz.
Sonra çok yakın bir zamanda ve yağmurlu bir İngiltere gününde Martin Parr fotoğraf makinesini yanına alıyor. Biraz da yer altının fotoğraflarını çekmeye karar veriyor…
