Düşüne düşüne yüzen birinin defteri

Etiket: Martın Parr

Big In Japan

Sabah kızlarını okula bıraktı. Sonrasında her zaman yaptığı gibi 2000 m yüzdü. Görmesem de onun hep front-crawl yüzdüğünü bilirim. Ama o gün bir gariplik vardı. Gereğinden fazla dinlendi havuzun kenarında. Galiba dün akşam işlettiği barda işler istediği gibi gitmedi. Üstelik son 200 metreyi de sırtüstü yüzdü. Su yuta yuta…

Demek ki insan her zaman düşünmek zorunda olmayan basit bir balık gibi yüzemiyormuş. Denize uzun uzun baktım. Dünyanın en güzel pencerelerinden birinin önündeyim. Karşıma oturanın yere düşen gözlük kılıfının çıkardığı sesle onun bugünkü dalgınlığına neden olan ismi düşünüyorum.

Havuzların hızlı, orta ve yavaş yüzenler olarak ayrılması evrensel bir çözüm sanırım. En orta kulvarda yüzen kadın son derece hızlı. Alice ise en sağ kulvarda. Duyuru panosunda havuzun Mart ayı içerisinde kapalı olacağı yazıyor. Alice, pek çok şeyi olduğu gibi aslında bunu da hatırlamıyor.

Dışarıdan alkış sesleri ve ıslıklar geliyor. Kahvem bitmiş. Sese doğru yöneliyorum. Benim yaşlarımda bir adam lodosa aldırış etmeden iskeleye doğru yüzüyor. Birkaç dakika içinde gözden kayboluyor. Alice’in komşusu 14 yaşındaki oğluyla hafta sonu Ocean Dome’a gitme planları kuruyor. Uzak, kalabalık ve pahalı. Şükürler olsun ki ikisi de yüzme bilmiyor.

Şu an karşımda kimse oturmuyor. Gözlük kılıfım yere düşüyor. Aklıma o isim geliyor.

“Tabii ya Şimamoto-San!”

Gourock Açık Hava Havuzu

İlk takım antrenmanı için Hasan Hoca’dan mesaj geliyor:

“Olağanüstü şeyler oluyor, bugünde yeni geçtiğimiz havuzun balonu inmiş. Yarın sabah antrenmanlar iptal oldu, tekrar bilgilendireceğim.”

Oysa Gourock Havuzu’nda balon yok. Yüzene bakıp ne tasasız adam diyorum.  Sanki tek gayesi sağ tarafta duran şezlonga kadar yüzmek. Korkutucu bir hava, yeşile çalan bir deniz. Söylesene Ian Galt, senin hiç mi derdin yok allah aşkına?

Fotoğraf bize söylemese de bu adamın bir derdi var. Şezlongun az ilerisinde koltuk değnekleri duruyor. Birkaç ay önce geçirdiği trafik kazasından sonra ilk defa yüzüyor. Sudaki her ilerleyişinde yüzme yeteneğini kaybetmediğine mutlu oluyor.

O sırada fotoğrafa bakan Damon Albarn, Dante’nin İlahi Komedyası’ndaki üç krallığı görüyor. Karanlıkta dağlar, arka planda hırçın bir deniz, ön planda yalnızlığın verdiği huzurla yüzen bir yüzücü.

Bize bunları düşündüren Martin Parr ise o ana şahit olabilmemiz için bu absürt sahneyi belki günlerce bekliyor. Sayesinde İskoçya’nın sıkıcı gündelik hayatınının yarısını parlak  diğer yarısını kasvetli olarak görebiliyoruz. 

Sonra çok yakın bir zamanda ve yağmurlu bir İngiltere gününde Martin Parr fotoğraf makinesini yanına alıyor. Biraz da yer altının fotoğraflarını çekmeye karar veriyor…

Powered by WordPress & Theme by Anders Norén